Nedir.Org *
şimşek

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Nedir

Okunma : 156
Köroğlu: XVI. yüzyılda yaşamıştır. 24 bölümlük bir destansı halk hikâyesinin de kahramanıdır. Koçaklama  ve güzellemeleriyle ünlüdür. Yiğitçe ve tok bir söyleyişi vardır. Kendisiyle aynı yüzyılda yaşamış "Köroğlu" mahlasını kullanan bir ordu oza­nı bulunduğuna dair iddialar da vardır ve bu iki Köroğlu'nun hayatları hakkında an­latılanlar ile şiirleri birbirine karışmıştır.İkisinin aynı kişi olduğunu öne süren araş­tırmacılar olmuştur.
Karacaoğlan (1606 - 1679): Doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir. Hatta XVI. yüzyılda yaşamış olduğunu öne süren araştırmacılar vardır. Âşık tarzının önde ge­len isimlerindendir. Çukurova ve Toroslar bölgesinde, Varsak Türkmenleri arasında yetiştiği söylenir. Anadolu'yu, Balkanları, Kafkasya'nın bir bölümünü, Suriye'yi do­laştığışiirlerinden anlaşılmaktadır.Din dışı aşk, gurbet, güzellik, ölüm gibi temaları işlediği koşma semaivarsağı  biçimli şiirleri halk arasında yayılmıştır.Şiirleri günü­müzde de çalınıp söylenmektedir. Sade, canlı, özlü bir Türkçesi; coşkulu ve duygu­lu (lirik) bir üslubu vardır.
Kayıkçı Kul Mustafa (17. yüzyıl): Deniz seferlerine de katılmış bir yeniçeri ozanıdır. Koşma ve semai biçimli bazışiirleri ile"Bağdat Seferi" ile ilgili bir destanı günümüze kadar gelmiştir.
ÂşıÖmer (17. yüzyıl): Konya-Karaman yöresinde doğup yetişmiş bir ordu ozanıdır. Birçok sefere katılmış, sınır boylarında bulunmuş, İstanbul'da da uzun sü­re kalmış, 1707'de (İstanbul'da) ölmüştür. Âşık tarzının en ünlü ve usta ozanlarındandır. Gerçek ününü koşma, semai ve varsağı biçimli şiirleri ile yapmıştır. Aruz öl­çüsüyle kaside ve gazeller de denemiştir. Doğal ve coşkun bir dili vardır. Dilindeki yabancı sözcük sayısı Karacaoğlan'a göre daha fazladır.
Gevheri (17. yüzyıl): Doğum ve ölüm tarihleri, hayatı hakkında esaslı bir bilgi yoktur. Kırımlı olduğu, 1730'lu yıllara kadar yaşadığı söylenmektedir. Bir ara Rume­li sınır boylarında bulunduğu, İstanbul'a gelerek bir paşanın divan kâtipliğini yaptı­ğıbilinmektedir. Âşık Ömer gibi, medrese tahsilinden geçtiği, divan edebiyatı tarzın­da şiirler de yazdığı bilinmekle birlikte, asılününü koşma, semai, varsağı, türkü bi­çimli şiirleriyle yapmıştır. Halk şiiri zevkine uygun, akıcı bir dili vardır. Yabancı söz­cük ve tamlamaları oldukça az kullanır.
Ercişli Emrah: XVII. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılan Emrah, Van yöresin­de yetişmiştir. "Emrah ile Selvi Han" adlı halk hikâyesinin erkek kahramanıdır. Koş­ma ve semaileri ile tanınır. Sade ve lirik bir üslubu vardır.
Erzurumlu Emrah (19. yüzyıl) : Erzurum'da doğmuş, 1860’ta Niksar'da öl­müştür. Divan şiirini ve tasavvufu da bilir; ama asılününüâşık tarzı koşma ve se­maileri ile yapmıştır. Akıcı ve lirik bir üslubu vardır.
Dertli (1772 - 1845): Gerede'de doğmuş, Ankara'da ölmüştür. XIX. yüzyılın güç­lü halk ozanlarındandır. Divan, tekke ve halk edebiyatlarıyla ilgili geniş bir kültürü vardır. Bir divanı da vardır; ama daha çok, âşık tarzışiirleri ile tanınır. Dilinde divan dili etkisi sezilir.
Dadaloğlu (1785-1868?): Avşar Türkmenlerindendir. Koçaklama ve güzelle­meleri ile tanınır. Koşma, semai, varsağıbiçimlerinde şiirleri vardır. Karacaoğlan ile Köroğlu üsluplarının birleşimi gibi duran bir anlatıma sahiptir.
Bayburtlu Zihnî (19. yüzyıl): Medrese öğrenimi görmüş, divan tarzışiirler de yazmıştır. Asıl ününüâşık tarzışiirleri ile yapmıştır.
Seyranî (1807 - 1866): Kayseri'nin Everek (Develi) ilçesinde doğmuş ve ölmüş­tür. Yaşadığı dönemin usta ozanlarındandır. Toplumsal sorunlarla ilgilenmiş, taşla­ma lar  yazmıştır. Hatta, taşlamaları yüzünden İstanbul'da barınamayıp köyüne dön­düğü söylenir. Güzellemelerinde de başarılıdır.
Âşık Veysel Şatıroğlu (1894 - 1973): XX. yüzyılın en büyük halk ozanı ve âşık tarzının büyük ustalarından biridir. Küçük yaşta gözlerini kaybettiğinden tahsil gör­memiş, usta-çırak geleneğiyle yetişmiştir, Lirik-didaktik bir üslubu vardır. Doğa ve yurt güzellikleri; ulusal birlik, yurt sevgisi, Allah sevgisi gibi temalara öncelik verir. Şiirleri "Deyişler", "Sazımdan Sesler", "Dostlar Beni Hatırlasın" adlarıyla kitap hâli­ne getirilmiştir.

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Resimleri

  • 2
    Aşık edebyatı nazım türleri 4 ay önce

    Aşık edebyatı nazım türleri

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Sunumları

  • 2
    Önizleme: 4 ay önce

    Aşık edebiyatı konu anlatımı sunusu powerpoint (pptx)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    AŞIK TARZI HALK EDEBİYATI ÖZELLİKLERİ:Din dışı konuları işleyen ve “aşık” denen saz şairleri tarafından oluşturulan Halk edebiyatı türüdür.Bu edebiyatın yaratıcıları usta – çırak ilişkisiyle yetişen gezgin aşık (ozan)lardır.15.yy.ın sonlarına doğru halk, Anadolu’da göçebe hayattan yerleşik hayata geçmeye başlamış; böylece Halk şiirinde “ozan”ın yerini “aşık”; “kopuz”un yerini “saz” almıştır.Aşık adı verilen halk şairleri tarafından oluşturulmuştur.

    2. Sayfa
    Aşıklar genellikle okur yazar değillerdir. Aşıklar, köy, kasaba, şehir ve asker ocaklarında yetişir.Konu,“genellikle doğal güzellikler, aşk, sosyal olaylar, ayrılık, özlem, ölüm, yoksulluk vb.” Hece ölçüsünün 7,8,11’li kalıpları çok kullanılmıştır.Daha çok yarım kafiye kullanılmıştır. Cinaslara yer verilmiştir.

    3. Sayfa
    Şiirlerin son dörtlüğünde şairin mahlası (veya adı) kullanılmıştır.Kullanılan dil halk dilidir. Söyleyiş yalın, sade ve özlüdür.Aşık edebiyatına ait şiirler, meraklı dinleyiciler tarafından “cönk” adı verilen defterlerde toplanmıştır.Cönkler, bir çeşit şiir antolojisi sayılabilir.Aşık edebiyatı nazım biçimleri: “Koşma, semai, varsağı, destan”Aşık edebiyatı nazım türleri: “Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt”

    4. Sayfa
    AŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ KOŞMATürk Halk edebiyatının en çok sevilen, en çok kullanılan nazım şeklidir.Dörtlüklerle söylenir.Dörtlük sayısı genelde 3 veya 5’tir.Koşmalarda en çok 11’li hece ölçüsü kullanılır. 4+4+3=11 ya da 6+5=11.Genelde yarım kafiye kullanılır.

    5. Sayfa
    Kafiye örgüsü; ilk dörtlük; aaab, abab, aaba veya abcb şeklinde olup diğer dörtlükler cccb, dddb şeklindedir.Koşmada, tabiat güzellikleri, sevgi, ayrılık, yiğitlik, yakınma, ıstırap, eleştiri, hayata ait görüşler konu alabilir.Genelde şiirin içinde özellikle de son dörtlükte şairin mahlası bulunur.Dil sade, anlatım yalın ve içtendir.Koşmalar işlenen konulara göre çeşitli isimler alır. Bunlar aynı zamanda âşık edebiyatı nazım türleridir.

    6. Sayfa
    Konularına Göre Koşma Türleri a) GüzellemeDoğa güzelliklerini ya da sevgilinin güzellik­lerini, aşk duygularını konu alan koşmadır. Bu tü­rün en ünlü sanatçısı Karacaoğlan'dır.

    7. Sayfa
    Ala Gözlerini Sevdiğim DilberAla gözlerini sevdiğim dilber Sana bir tenhada sözüm var benim Kumaş yüküm dost köyüne çezildi Bir zülfü siyaha nazım var benim Ak ellere al kınalar yakınır Ala göze siyah sürme çekinir Dostu olan dost yoluna bakınır Dosta giden yolda izim var benimYiğit olan gizli sırrı bildirmez Güzel olan gül benzini soldurmaz Her olur olmaza meyil aldırmaz Bir şahan avlar da bazım var benim Karac'oglan derki konanlar göçmez Bu ayrılık bizlen arasın açmaz Bir kötü gönlüm var güzelden geçmez Ne güzele doymaz gözüm var benim

    8. Sayfa
    b) Taşlama Bir kimseyi yermek veya toplumusun aksayan yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.Divan edebiyatında karşılığı; “hicviye”, Batı edebiyatında; “satir”, Çağdaş edebiyatta ise “yergi” dir. Halk edebiyatında Seyrani ve Baybutlu Zihni; divan edebiyatında Nef’i bu türün öncüleridir.

    9. Sayfa
    Taşlama Eyvah fukaranın beli büküldüMedet ticaretin gücüne kaldıkEyiler alemden göçtü çekildiBizler zamanenin piçine kaldıkRüşvet ile yarar hakim hüccetiHüccet ile alır kadı rüşvetiHalk bilmiyor dini şer'i sünnetiBozuldu sikkenin tuncuna kaldıkSene bin iki yüz altmış beş tamamOkunur ezanlar boş bekler imamSeyrani bu nutkun sonu vesselamİnanın dünyanın ucuna kaldık (Seyrani)

    10. Sayfa
    c) KoçaklamaKahramanlık, yiğitlik, dövüş ve savaş konusunda söylenen şiirlerdir.Bu türün ustaları Köroğlu ve Dadaloğlu’dur.Batı şirindeki epik şiir türünün karşılığıdır.En başarılı sanatçıları Köroğlu ve Dadaloğlu’dur.

    11. Sayfa
    BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NEBenden selam olsun Bolu Beyi'neÇıkıp şu dağlara yaslanmalıdırOk gıcırtısından kalkan sesindenDağlar seda verip seslenmelidirDüşman geldi bölük bölük dizildiAlnımıza kara yazı yazıldıTüfenk icad oldu mertlik bozulduEğri kılıç kında paslanmalıdırKöroğlu düşer mi hele şanındanÇoğunu ayırır er meydanındanKırat köpüğünden düşman kanındanÇevrem dolup şalvar ıslanmalıdır (Köroğlu)

    12. Sayfa
    d) Ağıt Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır. Divan şiirinde karşılığı; “mersiye”, Eski Türk şiirinde ise “sagu”dur.Batı edebiyatında ise “dramatik şiir” dir.

    13. Sayfa
    Sefil Baykuş Ne Gezersin Bu YerdeSefil baykuş ne gezersin bu yerde Yok mudur vatanın illerin hani Küsmüş müsün selamımı almazsın Şeyda bülbül gibi dillerin haniAç kapıyı Emmim kızı gireyim Hasta mısın halin sual edeyim Susuz değil misin bir su vereyim Çaylarda çalkanan seslerin haniCivan da canına böyle kıyar mı Hasta başın taş yastığa koyar mı Ergen kıza beyaz bezler uyar mı Al giy allı, balam şalların hani  (Kağızmanlı Hıfzî)

    14. Sayfa
    SEMAİHece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir. Koşma gibi kafiyelenir.En az 3,en fazla 5-6 dörtlükten oluşur.Kendine özgü bir ezgisi vardır. Koşmada işlenen temaların ve konuların hepsi, semaide de kullanılır.Koşmadan ayrılan yönleri;bestesi, ölçüsü ve dörtlük sayılarıdır.Halk şiiri nazım türleri semailerde de kullanılır.Halk şiirinde aruzla söylenmiş semailer de vardır.En güzel örneklerini Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah vermiştir.

    15. Sayfa
    Gönül Gurbet Ele ÇıkmaGönül gurbet ele çıkmaYa gelinir ya gelinmezHer dilbere meyil vermeYa sevilir ya sevilmezYöğrüktür bizim atımızYardan atlattı zatımızGurbet ilde kıymatımızYa bilinir ya bilinmezBahçemizde nar ağacıKimi tatlı kimi acıGönüldeki dert ilacıYa bulunur ya bulunmazDeryalarda olur bahriDoldur ver içem zehriSunam gurbet elin kahrıYa çekilir ya çekilmezEmrah der ki düştüm dileBülbül figan eder güleGüzel sevmek bir sarp kaleYa alınır ya alınmaz (Erzurumlu Emrah)

    16. Sayfa
    VARSAĞIİlk olarak Toroslarda yaşayan Varsak boyundaki ozanlar tarafından kullanılmıştır. Kendine özgü bir bestesi vardır. Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir. Koşma ve semailerde işlenen konuların aynısı işlenir.Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan,yiğitçe, erkekçe bir hava duyulur. Diğer nazım şekillerinden farklı “bre, hey, behey” gibi ünlemlere yer verilmesidir. (koşma ve semaiden bu yönüyle ayrılır.) Karacaoğlan’ın varsağıları ünlüdür.

    17. Sayfa
    Bre ağalar bre beylerÖlmeden bir dem sürelimGözümüze kara toprakDolmadan bir dem sürelim Aman hey Allah’ım amanNe aman bilir ne zamanÜstümüzde çayır çemenBitmeden bir dem sürelim (Karacaoğlan)Varsağı Örneği

    18. Sayfa
    DESTAN“Yiğitlik, savaş, deprem, yangın gibi toplumsal açıdan önemli konular’ ın işlendiği bir türdür. Nazım birimi dörtlüktür.(En uzun 100 dörtlük olanları vardır. Genellikle 11’li hece ölçüsü ile yazılır.Son dörtlükte şair mahlasını söyler.Kendilerine özgü bir söyleyişi vardır. Kafiye örgüsü koşma ile aynıdır. Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir.Kayıkçı Kul Mustafa’nın ‘Genç Osman Destanı’ en ünlüsüdür.NOT: Aşık edebiyatındaki destanla “epope” anlamındaki destan birbiriyle karıştırılmamalıdır.

    19. Sayfa
    TEKKE-TASAVVUF EDEBİYATIKurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan’da yetişen Hoca Ahmet Yesevi’ dir.Tekke Edebiyatı, Anadolu’da 13. yy.’dan itibaren gelişmiştir.Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir.Nazım birimi genellikle dörtlüktür.Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır.

    20. Sayfa
    Şiirlerin çoğu ezgilidir.Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir.İlahi, nefes, nutuk, devriye, sathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.Dili Âşık Edebiyatı’na göre ağır, Divan Edebiyatı’na göre sadedir.Âşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.

    21. Sayfa
    Tasavvufla İlgili Bazı TerimlerTasavvuf: İnsanı ve evreni İslam inançlarına ters düşmeden açıklayan dünya görüşü, felsefesi.Tarikat: Allah’a ulaşmak arzusuyla tutulan yol.Tekke: Tarikata bağlı olanların ibadet yaptıkları yer, dergahVahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Evrende sadece Allah’ın varlığı söz konusudur. Diğer varlık zannettiğimiz, bu “mutlak varlığın”, Allah’ın bir parçası ve görüntüsüdürler.Pir: Tarikat kurucusuŞeyh: Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi.

    22. Sayfa
    Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse.Abdal: Gezgin dervişÂşık: Allah aşkıyla yanan kişi. (Seven)Maşuk: Allah (Sevilen)Şarap: Allah aşkıSaki: Yol gösterenMeyhane: Tekke, ibadet yapılan yer.Kase, kadeh: Aşığın kalbi

    23. Sayfa
    Tekke-Tasavvuf Edebiyatı Nazım ŞekilleriİLAHİAllah’ı övmek ve O’na yalvarmak için yazılan, Allah sevgisiyle, insan sevgisini bütünleştiren içten şiirlerdir.Özel bir beste ile söylenir.Hece ve vezninin 7’li, 8’li ve 11’li kalıbıyla söylenirler.Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı 3 ila 7 arasında değişir.Genelde şiirin içinde şairin mahlası geçer.İlahi denince akla Yunus Emre gelir.

    24. Sayfa
    Aşkın Aldı Benden BeniAşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dün ü günü Bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Aşkın aşıklar oldurur Aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur Bana seni gerek seni Aşkın şarabından içem Mecnun olup dağa düşem Sensin dünü gün endişem Bana seni gerek seni Sufilere sohbet gerek Ahilere ahret gerek Mecnunlara Leyla gerek Bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler Külüm göğe savuralar Toprağım anda çağıra Bana seni gerek seni Cennet cennet dedikleri Birkaç köşkle birkaç huri İsteyene Ver anları Bana seni gerek seni Yunus'dürür benim adım Gün geçtikçe artar odum İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni

    25. Sayfa
    NEFESBektaşi şairlerinin yazdığı tasavvufi şiirlerdir.Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki Vahdet-i Vücud felsefesi anlatılır.Bunun yanında Hz. Muhammed ve Hz. Ali için övgüler de söylenir.Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı 3 ila 8 arasında değişir.Hece ölçüsüyle yazılırlar. Ama aruz ölçüsüyle ya yazılan nefesler de vardır.Duygu ve düşünceleri nükteli bir şekilde ve zarafet ölçüleri içinde söylemek nefesin en belirgin özelliğidir.Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.

    26. Sayfa
    Güzel aşık cevrimiziÇekemezsin demedim miBu bir rıza lokmasıdırYiyemezsin demedim miYemeyenler kalır naçarGözlerinden kanlar saçarBu bir demdir gelir geçerDuyamazsın demedim miBu dervişlik bir dilektirBilene büyük devlettirYensiz yakasız gömlektirGiyemezsin demedim miÇıkalım meydan yerineErelim Ali sırrınaCan ü başı Hak yolunaKoyamazsın demedim miAşıklar kara baht(ı) olurHakk'ın katında kutl'olurMuhabbet baldan tatl'olurYiyemezsin demedim miPir Sultan Abdal ŞahımızHakk'a ulaşır rahımızOn İk'imam katarımızUyamazsın demedim miNefes Örneği

    27. Sayfa
    NUTUKPirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere öğüt vermek, çeşitli konularda bilgilendirmek ve tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.Şekil yönüyle koşmaya benzer.

    28. Sayfa
    Nutuk ÖrneğiEvvel tevhid sürer mürşid dilindenErişir canına fazlı Huda’nınKurtulursun emarenin elindenErişir canına fazlı Huda’nın İkincide verir lafzatu’llâhıAnda keşf ederler sıfatu’llâhıHasenat yeter der eder günâhıErişir canına fazlı Huda’nın   Üçüncüde yâ Hû ismini oku Garib bülbül gibi durmayıp şakı Kendi vücudunda bulagör Hak’ı Erişir canına fazlı Huda’nın Dördüncü esmaya nail olasınEnal’-Hak sırrına vâkıf bulasınDahi ölmezden sen evvel ölesinErişir canına fazılı Huda’nın  Gel imdi sen dahi şeyhin hâlineKarışasm evliyanın yolunaDalaşın sen âb-ı hayat gölüneErişir canına fazlı Huda’nın

    29. Sayfa
    ŞATHİYEİnançlardan teklifsizce, alaycı bir dille söz eder gibi yazılırlar.Görünüşte saçma ve dini esaslara aykırı sanılan bu şiirlerin içinde ince ve derin anlamlar, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik konuların olduğu görülür.Nefesin bir türüdür.Tanrıyla konuşur gibi şakalaşırcasına yazılan şiirlerdir.Bu türün en önemli ismi Kaygusuz Abdal’dır.

    30. Sayfa
    Yücelerden yüce gördüm Erbabsın sen koca TanrıAlim okur kelam ile Sen okursun hece Tanrı  Ali ile bir olmuşsunBir mektepte okumuşsunAli olmuş hafız kelamSen okursun hece Tanrı Kıldan köprü yaratmışsın Gelsin kulum geçsün deyüHele biz şöyle duralım Yiğit isen geç a TanrıGarib kulun yaratmışsın Derde mihnete katmışsınAnı aleme atmışsın Sen çıkmışsın uca TanrıKaygusuz Abdal yaradan Gel içegör şu cür'adanKaldır perdeyi aradan Gezelim bilece Tanrı (Kaygusuz Abdal)Şathiye Örneği

    31. Sayfa
    DEVRİYEDevir kuramı; Hz. Muhammed'in "Ben Nebi iken Âdem su ile çamur arasındaydı" hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Hz. Muhammed yeryüzün sonradan gelmiştir. Halbuki ruh hâlinde olan Hz. Muhammed ezelden beri vardır. Vakti gelen ruh maddî âleme iner. Önce cansız varlıklara sonra bitkilere, hayvana, insana en sonra da insan-ı kâmile geçer. Oradan da Allah'a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, Allah'a dönüşe de hurûç denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.

    32. Sayfa
    Devriye ÖrneğiAk süt iken kızıl kana karışıpEmr-i Hak'la coşup cevlana geldimMâ-i carî ile akıp yarışıpKatre-i na-çizden ummana geldim Dokuz ay on gün batn-ı maderdeKudretten gözüme çekildi perdeVaktim tamam olup ahiri yerdeÇıkıp ten donundan cihana geldimHakikat meyinden nûş edip kanıpCan gözlerim o gafletten uyanıpKudretten her türlü renge boyanıpBu âlem-i nakş u elvana geldim Bir zerreyim âfitâbımdan durumAşk ile mesrurum kalbi pür-nurumTa ezelden zevk-ı seyre mecburumSeyr ü sülük edip seyrana geldim (Hüsni)

    33. Sayfa
    Devriye Kuramı

    34. Sayfa
    Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri

    35. Sayfa
    AŞIK EDEBİYATI SANATÇILARIKÖROĞLU 16.yy. halk şairlerimizdendir. Bolu Beyi ile yaptığı mücadele ile tanınır.Köroğlu’nun şiirleri, onun adının çevresinde oluşturulan halk hikayeleri arasına serpiştirilmiştir.Hikayelerin 24 farklı söylenişi vardır. Şiirleri arasında yiğitçe, coşkun bir seslenişle söylenmiş koçaklamalar önemli bir yer tutar. Aşk,tabiat gibi konuları işlediği şiirleri de vardır.

    36. Sayfa
    KARACAOĞLAN: 17.yy halk şairidir. Bütün aşık edebiyatı şairlerini etkilemiştir.Şiirlerinden yola çıkarak onun Anadolu’nun birçok yerini, Mısır, Rumeli ve Trablusgarb’ı gezdiğini anlıyoruz.Aşk ve tabiat şairidir. Dili sade, arı ve duru bir Türkçe’dir. Süsten gösterişten uzak bir anlatımı vardır.Şiirlerinde tasavvufa ve dini konulara yer vermemiştir. Şiirlerini hece ölçüsü ile yazmıştır. Sevgililerin gerçek isimleri ilk kez onun şiirlerinde söylenmeye başlanmıştır.

    37. Sayfa
    KAYIKÇI KUL MUSTAFA: 17.yy.ın ilk yarısında üne kavuşmuştur.Yeniçeri Ocağı’nda yetişmiştir.Divan şiirinin etkisinden uzak, halk zevkine bağlı, doğal bir söyleyişi vardır.Kahramanca bir eda ile söyleyişi, nazım kusurlarını kapatır.2. Osman’ın şehit edilişi, 4.Murat’ın Bağdat’ı kuşatması gibi tarihsel olayları işleyen şiirler, destanlar söylemiştir.Şiirleri uzun süre yeniçeriler arasında, sınır boylarında sevilerek okunmuştur.“Genç Osman Destanı” en tanınmış şiiridir.

    38. Sayfa
    AŞIK ÖMER( ? – 1707):Konya doğumlu olan Aşık Ömer gençliğinde bir çok yerleri gezmiş,savaşlara katılmıştır.Gezdiği yerlerin dili ve edebiyatlarına hakimdir.17.yy. şairlerince “üstad” sayılmıştır.Saz şairleri arasında en çok şiiri olan şairdir. (1500 civarı).Şiirlerinde Divan şiirinin etkisi açıkça görülür.Hem aruz hem de heceyle şiirler yazmıştır. Heceyle yazdığı şiirlerinde daha başarılıdır.Dili diğer halk şairlerine göre biraz ağırdır.

    39. Sayfa
    DERTLİ (1772-1845):Aşk yüzünden usturayla kendini öldürmeye kalkışmış ve yara izinden ötürü “Dertli” mahlasını almıştır.Halk, Tekke ve Divan edebiyatlarını yakından tanımış; bu alanda şiirler söylemiştir.Şiirlerini hem aruz hem de heceyle söylemiştir. Sanatçı kişiliğini ve başarısını, lirik koşma ve semailerinde görürüz.Şiirlerini Dertli Divanı’ında toplamıştır.

    40. Sayfa
    GEVHERİ ( ? – 1737?): 17.yy sonu ve 18.yy başında yaşamıştır. Şiirden Şam’a, Arabistan’a gittiğini bir kaynaktan da Rumeli’de bulunduğunu ve bir paşanın yanında katiplik yaptığını öğreniyoruz. Şiirlerinde divan edebiyatının etkisi vardır. Yer yer aruz ölçüsünü de kullanılmıştır. Heceyle yazdığı şiirlerinde daha başarılıdır.Şiirlerinde yabancı kelimelere ve divan edebiyatı mazmunlarına yer vermiştir.

    41. Sayfa
    ERZURUMLU EMRAH ( ? – 1860):Erzurum’un köylerinde doğduğu için “Erzurumlu Emrah” olarak anılan şair, Anadolu’nun çeşitli yerlerini gezmiştir.Saz şairleri içinde Divan şiirini en iyi bilenlerden biridir.Heceyle yazdığı koşma ve semaileri yanında aruzla yazılmış gazel, murabba ve muhammesleri vardır.Heceyle yazdığı şiirlerinde daha başarılıdır.

    42. Sayfa
    SEYRANİ(1807-1866): Kayseri’nin Develi kasabasında doğmuştur. İstanbul’a gelmiş ancak devrin büyüklerini hicvettiği için memleketine dönmek zorunda kalmıştır. Hicivleriyle tanınır. Çağın aksaklıkları, yetersiz yöneticileri, bilgisiz sofuları taşlamalarıyla yermiştir. Aruzlar da yazmakla birlikte asıl şöhretini hece ölçüsüyle bulmuştur.

    43. Sayfa
    DADALOĞLU(1785?-1868?):Toroslardaki göçebe Türkmenlerin Avşar boyundan olan Dadaloğlu’nun hayatı hakkında fazla bilgimiz yoktur. Şiirlerinde yiğitçe bir sesleniş olduğu gibi içli söyleyiş de vardır.Şehir yaşamından uzak olduğu için Divan şiirinden hiç etkilenmemiştir.Semai, varsağı,koşma, destan yazmakla beraber asıl sanatçı kimliğini türkülerinde gösterir.Dili, halkın konuştuğu Türkçedir;halk söyleyişini şiirleştirmiştir. İçinde bulunduğu tarih ve toplum olaylarını şiirlerine yansıtmıştır.

    44. Sayfa
    RUHSATİ(19.YY):Lirik bir saz şairidir.Tasavvufa bağlı bir şair olarak aruzla didaktik şiirler yazmıştır.Hece ile yazdığı şiirllerinde daha başarılıdır.SÜMMANİ(1860-1915):Doğu Anadolu’da aşık geleneğine bağlı olarak aşık olmuş, şiirler söylemiştir.Hayali sevgilisi Gülperi’yi bulmak için pek çok ülkeyi gezmiştir.Destanlarında sosyal konuları, deprem ve yangın gibi acıları dile getirir.Koşma ve semailerinde aşk, doğa ve insan sevgisini işlemiştir.Orijinal buluşlarıyla halk söyleyişinin en güzel örneklerini vermiştir.

    45. Sayfa
    BAYBURTLU ZİHNİ(1802-1859):Medrese öğrenimi görmüş, divan katipliği yapmış, memurluk yapmıştırHece ve aruzla şiirler yazmıştır. Kaside, gazel ve tahmisler yazmıştır.Asıl ününü, hece ile yazdığı, Divan’ına bile almadığı yergi ve taşlama türündeki şiirleriyle kazanmıştır.Şiirlerini topladığı bir Divan’ı ve “Sergüzeştname” adlı bir mesnevisi vardır.

    46. Sayfa
    AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU(1894-1973):Sivas’ın Sivrialan Köyü’nde doğmuştur.Aşık şiirinin son büyük ustasıdır.Yedi yaşındayken bir çiçek salgınında gözlerini kaybetmiş, babasının avunsun diye verdiği kırık sazla çalıp söylemeye başlamıştır.Bir arkadaşı ile birlikte 3 ay yaya yürüyerek Ankara’ya gelmiş ve Cumhuriyet’in 10.yıl törenlerine katılmıştır.Şiirlerinde aşk, yurt, sevgisi, toprak sevgisi dikkati çeker.Gözlerinin dış dünyaya kapalı olması, ona zengin bir iç dünya kazandırmıştır.Şiirlerinde sade bir Türkçe görülür.Şiirleri Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından “Dostlar Beni Hatırlasın” adlı kitapta toplanmıştır.

    47. Sayfa
    Dil oldukça yalındır. Dil, sözlü gelenekte yüzyıllarca süzüle süzüle sanki atasözü, özdeyiş durumunu almış bir destan dilidir.14.ve 15.yy Anadolu Türkçesinin özelliklerini gösterir.Anlatım canlı ve iç içedir. Duygulardan düşünceye, betimlemelerden olaya geçişlerde bir çabukluk ve ustalık görülür. Olaylar çok defa kahramanların ağızlarından kısa ve ahenkli cümlelerle aktarılır.Her hikayenin sonunda bilge bir kişi olan Dede Korkut’un yaptığı değerlendirme ve dua yer alır.Eserde aliterasyonlara sıkça yer verilmiştir.Eserin yazma nüshaları Vatikan ve Dresten kitaplıklarındadır.

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Videoları

  • 1
    4 ay önce

    10dk da AŞIK EDEBİYATI

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz